Son Mesajlar
KİTAPLİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİTAPLİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14:08
Nisan Ayı Okuma Hedeflerim
Yazar By Tapusuz.seyyah on Cumartesi, Nisan 04, 2020 | 14:08
Herkese merhabalar,
Bloguma 3 senedir yazı yazmamışım.Hazır fırsat
yakalamışken okumlara tekrar kaldığımız yerden başlamaya karar verdim.Nisan ayı
okumlarıma 4 kitap seçtim.Bunlar sırası ile
Yılmaz Özdil/Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda
Barış Terkoğlunun /Gizli Belgelerde Türkiyenin
Sırları
Irvin D.Yalom/Aşkın Celladı
Alişan Kapaklıkaya/Sen Hiç Kendini Yaşadın mı.
Hepsi birbirinden güzel bu 4 eseri birer hafta
okumayı planlıyorum.Böylece 1 ayda 4 tane kitap senelik ise 52 kitap bitirmiş
olacağım.Kitaplar ile görüşlerimi de ayrı bir başlık altında yayınlacağım.
Etiketler:
KİTAPLİK
17:52
Okuyan Bisikletci/Eylül Ayı Okumlarım
Yazar By Tapusuz.seyyah on Pazartesi, Ekim 23, 2017 | 17:52
Değerli
okurlarım,Okuyan bisikletci olarak Eylül ayında toplam 6 kitap
bitirdim.Biliyorsunuz Eylül ayını Tarih okumaları ilan etmiştik.Bu bağlamda 5
tarih,ve birde otobiyografi olmak üzere 6 kitap bitirdim.
Bu kitaplardan en çok
beğendim yazar ve kitabı:Talha Uğurluel/Kanun'in Akıl Oyunları ve Bir Deha’nın
İzleri(2.Abdulhamit Han)idi.
En sevmediğim kitap
ise;Vaktiyle Bir Atsız Varmış oldu.Tamamen yayın evi kaynaklı ve yazım,imla
hataları ve sayfa tekrarları olması nedeniyle kitap tam bir felaket idi.
Bunun dışında okuyup
da anlayamadığım tek kitap ise;Halil İnalcık/Osmanlılar ve Haçlılar.Yalana gerek
yok,okudum ama ne anlattığını anlamadım.Benim açımdan garip bir vaka olarak
kaldı.
Eylül ayında neler
okumuşum hep birlikte bir göz atalım:
Herkese bol kitap okumaları diliyorum.
Esen kalın Okuyan Bisikletçi
Etiketler:
KİTAPLİK
11:25
Ağustos Ayında Okuduklarım.8 kitap
Yazar By Tapusuz.seyyah on Perşembe, Ekim 12, 2017 | 11:25
Herkese Okuyan
Bisikletçiden merhabalar,
Uzun zaman oldu
yazmayalı.Yazmayı gerçekten özlemişim.Bu süre boyunca okuyan bisikletçi olarak
ne yaptım?
İlk olarak okuma
alışkanlığımı yeniden kazanmak adına;bir dizi önlemler aldım.Sürekli belirli
periyotlar dahilinde okudum.Bunun sonucunda Ağustos ayında toplam 8 kitap bitirmişim.Normalde her ay kendime 4
kitap bitirme hedefi koymuştum,daha fazlası olursa benim için bu bonus
olacaktı.Nitekim de +4 bonus oldu.Ağustos ayı benim açımdan çok verimli geçti
diyebilirim.
Bunun yanı sıra
bisiklet aktivitelerime yoğunlaştım.Arkadaşım İbrahimle birlikte Mersinin
yaylalarına çıkma eylemimiz oldu.Benim açımdan çok başarılı geçti.Bu
macerelarımın devamını kısa zamanda bloguma yazmayı düşünüyorum insallah.
Bir diğer etkinliğim ise;kamp
ve cadır hayatı.Hayalimde her zaman var olan bir eylemdi.Bunu gerçekleştirdiğim
için çok ama çok mutluyum.Hayelde kalmadığına seviniyorum.
İnstagram da kendime
göre bir çevre edindim.Paylaşımlarım özellikle facebook ve instagram çevresinde
çok ses getirdi.Bunun devamı gelecek insallah.
Bununca sene yazarım
blogumda,ilk defa kendime özgü bir isim buldum ve kullanıyorum.Okuyan
Bisikletçi.Tüm hesaplarımı bunda böyle bu isim üzerinden yöneteceğim.Bu
bağlamda ilk önemli adım olan sitenin ismi ve logosu değişti.Gerçekten içime
sindi.
Bir diğer önemli
gelişme ise;youtube kanalı açmam oldu.Artık okuyan bisikletçi olarak youtube
kanalındayım.Video çekmek inalımaz zevkli bir o kadar da zormuş.Okumak ve
yazmaktan kat ve kat zevkli bir eylem.Hedeflerimi bir bir gerçekleştiriyor
olmak bana büyük mutluluk veriyor.
Şimdi gelelim Ağustos
ayında neler okumuşum bir bakalım.
Etiketler:
KİTAPLİK
11:48
Agustos Ayı Kitap Bitirme Planım
Yazar By Tapusuz.seyyah on Çarşamba, Ağustos 02, 2017 | 11:48
Herkese merhabalar,
Şunu çok net anladım
ki,zihinsel faaliyetleri biran için boş bırakmaya gelmiyor.Koca bir temmuz
ayını sadece 1 kitap okuyarak geçirdim.Geçmiş yazılarımı şöyle bir gözden
geçirdiğimde;hep gelecek zaman eki olan-cek,cak kullanımışım.Sonuç olarak
ortada bir faaliyet yok.Bu tür olumsuz olayları ortadan kaldırmak adına hemen
kitap bitirme planı hazırladım.Böylece hangi kitabı,hangi zaman aralığında
bitirmişim onu görme şansım olacak.Hedefim,iş,eş ve çocuk olaylarınıda hesaba
katacak olursam her haftada bir kitap bitirmek olacak insallah.Ortalama okuncak
kitap sayfalarınıda hesaplayacağım.O hesaplanan sayfalar okunmadan asla ertesi
güne geçilmeyecek.
1-İlk olarak ayın 27’de
başlamış olduğum kitabım olan
Hayvanlardan
Tanrılara(SAPIENS) bitirme zamanı henüz belli değil.En kısa zamanda
bitirmeyi
hedefliyorum.
2-Başarıya Götüren
Aile/Doğan Cüceloğlu
3*Öfke
Kontrolü/Mehtap Kayaoğlu
4-Bir Kadın Bir
Ses/Doğan Cüceloğlu
Şimdilik bunlara
herhangi bir tarih aralığı vermedim.Bu bağlamda her hafta kitapların bitimi
ardından bir tanıtım videosu ve bir de tanıtım yazısı ekleme şansım olacak.
Esen Kalın
Onur Kahraman/Dogadaki.bisikletli
Etiketler:
KİTAPLİK
23:56
Mayıs Ayı değerlendirmesi
Yazar By Tapusuz.seyyah on Perşembe, Haziran 01, 2017 | 23:56
Bir mayıs ayı daha
biterken ben neler ile uğraştım?Ne okdum,ne yazdım,ne araştırdım,ne izledim ve
ne deneyimledim,ve daha da önemlisi kazanımlarım neler oldu?Bunların hepsini
birden masaya yatırmak istedim.
İlk olarak ‘zinciri krıma’eyleminden neler oldu-biti
onlardan bahsetmek istiyorum.
Okuma
konusuna gelecek olursam; düzenli bir şekilde
okumaya devam ediyorum.Zinciri kırma eyleminde ise,70.günü geride bırakmış
bulunuyorum.Bırakmadan bu alışkanlığın üstüne gideceğim.Normal şartlarda bir
alışkanlığın oturması için 40 gün geçmesi,alışkanlığın benimsenmesi için ise de
60 günün geçmesi gerekiyormuş.Bu bağlamda işimi şansa bırakmayıp,her gün çarpı
atmaya devam edeceğim inşallah.
Peki ben bu mayıs
ayında ne okudum?Hedefim neydi,ben ne yaptım?
Mayıs ayında okunması
için 4 kitap seçmiştim.Lakin hesapta olmayan bazı gelişmelerden dolayı,ben hem
farklı kitaplar okudum,hemde hedeflediğim kitap sayısına ulaşamadım.Peki neden?Birinci neden:Ömer beranın
seviyesine çıkmak adına okumayı düşündüğüm ve raflarımda uzun zamandır bekleyen
pedegoji kitaplarını gündemime alıyor oluşumdur.Bu bağlamda mayıs ayında harika
iki kitap okudum.Bunlaran ilki:Hatice Kubra Tongar(Fıtrat pedagojisi)ikincisi
ise:Peygamberlerin çocuk eğitimi metotları.Bu kitapların analizlerini daha
sonra yapacağımdan dolayı burda uzun uzadıya yazmak istemiyorum.Mayıs ayında 2
kitap okudum lakin;dolu dolu geçti benim açımdan.Kitaplar o kadar doyurucu
geldiki anlatamam.Okurken üstünde çok düşündüm ve hayal ettim.Hiç bitmesin
istedim.Bu bakımdan okuma sürem baya uzadı.
İkinci
neden ise hayallerimden biri olan dağ bisikletine kavuşmuş olmam.Bu
heycan dolu anlarımın çoğunu bisiklet sürerek geçirdim.Hali ile okuma eylemi
bende 2.planda kaldı.Bisiklet maceramı ayrı bir konu başlığında inceleyeceğimden
dolayı buraya yazmıyorum ve konuyu noktalıyorum.
Yazma
konusuna gelecek olursam;zinciri kırma
eyleminde almış olduğum karar doğrultusunda 70.günü geride bırakmış
bulunmaktayım.Her gün düzenli bir sekilde günlük tutuyorum.Beni
üzen,heycanlandıran,sevindiren ne varsa bunları kayıt altına alıyorum.Yalnız bloguma mayıs ayında hiç yazı
yazamadım.Blogumda her okuduğum kitabın analizini yazacaktım lakin,hedeflediğim
menzile ulaşamadım.Bu benim açımdan bir
handikaptır.Bisiklete gelince onun heycanı ile diğer uğraşılarımda geriye
düştüm.Bunu acilen telafi etmem gerekiyor.Blogumu haziran ayında daha aktif
kullanmak adına daha çok yazı yazmam gerekiyor.
Diş
fırçalama konusuna gelecek olursak;zinciri kırma eylem
planımda 58.günü geride bırakmış
bulunmaktayım.Düzenli bir şekilde her gün bu aktivite yapılmakta.Bu konu
üzerinde pek durmayacağım.
Video
izleme ve kendi videolarımı çekme konusuna gelecek olursam;kendimce
her gün yararlı bulduğum videoları izleme kararı almıştım;lakin belli bir süre
sonra bu eylemi bıraktım.İşten yorgun argın gelmem,günlük yazmak,kitap okumak
olunca hem sürem yetmiyor,hemde sürekli video izleyemiyorum.Bu bakımdan bu eylemde
biraz esneklik yapmaya kararverdim.Video izlemek yerine,kendi videolarımı çekme
kararı aldım.Hali hazırda zaten youtube da bir kanlım var.Yer yer deneme
videoları çekip yükledim.Zaman zaman faceden paylaştım.Sonuç olarak gördüm
ki:en çok facebook üzerinden yüklediğim videolarımı çevrem izliyor ve yorum
yapıyor.Geri dönüşlerin olması harika bir olay.Herkes iyi yada kötü bir şekilde
beni izliyor olmasını sevindirici buluyorum.Artık daha profesyonel çekimler
yapmalıyım.Youtube kanalıma ağırlık vermeliyim.Bu kanaldan icabında para bile
kazanabilirim.Neden olmasın?Bundan ötürü,yeni aksiyon cam almalıyım.Sabırlı
olmalı ve uzun ve ayrıntılı bir şekilde araştırmalıyım.Bisiklet mevzusunda
acele karar verip yanlış bir tercih yaptım.Hayatımın geri kalan
kısmında,hatalarımdan ders alıp daha doğru kararlar almalıyım.Sabırlı
olup,araştırmalı ve bolca okumalıyım.
Mayıs
ayında en büyük kazanımım:i birbirinden güzel iki
kitap okumam oldu.Bir diğer önemli gelişme ise,hayalimdeki bisiklete kavuşmam
oldu.Bir diğer gelişme ise,videolarım kitleler tarafından kabul görmesi.Bu
bağlamda gelecekteki çekimlerimi yapmam konusunda ilerisi için beni
yüreklendiriyor .Bir diğer sevindirici olay,bisiklet sayesinde bir çok çevre
edinmiş oldum.Mayıs ayının özeti şimdilik bu kadar.
Mayıs ayında peki ne deneyimlendim?Okuduğum
kitapta beni çok etkiyen bir söz vardı:Çocuğun
seviyesine inirlir mi,yoksa çıkılır mı?Tabiki de çocuğun seviyesine
çıkılır.Okuma eylemimim merkezinde bundan böyle Ömer Beranın seviyesine çıkma
uğraşısı olacak.Bu ayın en güzel deneyimlemesi benim açımdan bu oldu.Vizyon
değikliği bir nevi.
Esen kalın
Onur KAHRAMAN
Etiketler:
KİTAPLİK
05:26
Şermin Çarkacı/Oyuncu Anne Kitap Analizi
Yazar By Tapusuz.seyyah on Cuma, Nisan 07, 2017 | 05:26
Sayfa Sayısı:160
ISBN:9786055286804
Yayın
Evi:Elma Yayınevi
Kitabın Türü:Kadın-Erkek-Çocuk-,İnsan ve Toplum
Degerlendirmem:% 100gerçekten mükemmel bir eser.
Benim
Ruh Halim: Bu kitabı okurken inanilmaz keyif aldım
diyebilirim.Tıpkı delice.
Neden
Bu Kitap?:Her şeyden önce ben bir babayım.Daha
çok okumam gerekiyor.Yıllar sonra Ömer Bera büyümüş ve ‘baba sen çok cahil
kalmışsın’ demesi benim fena halde zoruma gider.Bu durumlara maruz kalmak
istemediğimden ve dahi çocuk yetiştirme alanında kendimi geliştirmek
istediğimden dolayı bu kitabı okumayı elzem gördüm.
Konusu: (Arka Kapaktan)
Ah
be annesi, Çocuğunu al spora götür, oradan çık baleye git, oradan çık tenise,
dönüşte oyuncakçıya uğra, alabildiğini al, çeşit çeşit oyun gruplarına üye ol,
odasına pahalı oyuncakları yığ, eve gelince aç televizyonu sen de elinde cep
telefonun yanında otur. Aaaa noldu, o kadar koşturdun ama çocuğun yine mi
mutsuz? Ev işleri, hayat telaşı, o kurs bu kurs derken büyüyüverdi çocuklar
değil mi? Gel, gerçek nitelikli zamanın peşinde ol ve onunla oyna. Yeterince
yaratıcı değilim ve ne yapacağımı bilmiyorum diyorsan, senin için yüzlerce oyun
fikri paylaştım. Hepsi çok kolay, çok eğlenceli ve verimli. Hepsi üç çocukla
bizzat denendi. Hadi sıva kollarını, birlikte mutlu çocuklar büyüteceğiz...
Eğer siz de Şermin Çarkacı gibi düşünüyorsanız yani çocuğunuzla güzel ve
verimli zaman geçirmenin tek yolunun şu yukarıda sayılanlar olmadığına
inanıyorsanız, işte bu kitap tam size göre… Buza saklanmış penguenleri,
bulgurdan yapılmış çölleri ve mavi çarşaftan denizleri çocuğunuzla paylaşmak
istiyorsanız Oyuncu Anne ile tanışmanın tam zamanı… Oyuncu Anne kitabının
gelirleri Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na bağışlanmaktadır.
Kitap Analizim:
Bu kitabın beni en çok etkileyen yönü;samimi olması.Bundan daha
önemlisi,dilinin halk dili olması.Nedir halk dili olması?Senin, benim gibi
günlük hayatta nasıl konuşuyorsak öyle sade,akıcı,yalın bir dili var
kitabın.Uygulamış olduğu metotlar günlük hayatımızda rahatlıkla
kullanabileceğimiz türden.
Ben bir kitapda en çok dikkat ettiğim nokta;uygulanabilirlik!Rahatlıkla
söyleyebilirim ki,kitap bol bol eylem içeriyor.Duygu yoğunlu fazlasıyla
hissediliyor kitapta.3.aşama duygu seviyesi kullanılmış.Kendimden çok şey
buldum bu eserde.Resmen çocukluğuma geri döndüm diyebilirim.Sıradışı bir
annenin 3 çocukla hayat mücadelesi anlatılmakta.Çocuk yetiştirmek elbette
önemli,ama nasıl?Annemizden,babamızdan öğrendiğimiz geneleksel metotlar ile mi?Çocuğun dünyasını
anlamadan,hissetmeden,kavramadan uygulanan davranış modelleri ile mi çocuk
yetiştireceğiz?Sağlıksız,baskıcı,kalıplayan korku kültürü ile mi büyüteceğiz
çocuklarımızı?Hangi anne-baba çocuklarına kötülük yapmak isterki?İstemez
ise,yapılacak en etkili yöntem okumak.Okuyacağız,blinçleneceğiz,farkında
olacağız neyi,nasıl yapılacağını bileceğiz.
Yaptığım araştırmalar sonucunda,toplumuz
sağlık bireyler yetiştirmek adına elinden gelenin en üst seviyesini
zorluyor.Okumayan,sorgulamayan,düşünmeyen ve bireye kendisi olduğu için değer
vermeyen bir toplumda kişi sizce sağlıklı kalabilir mi?Elbette
kalmaz,kalamadığı gibi yaşaması bile bir mucize bence.
Asıl terör bence evimizde.Çocuklara yapılan
davranışlar belki fiziksel değil ama duygusal ve psikolojik şiddet haddinden
fazla.Çocuğu etken değil de nasıl edilgen(pasif)yani kendime bağımlı hale
getirebilirimin mücadelesini veriyoruz.Yapma-etme,onu alma,bunu
kurcalama,kırma,dökme,koşma,terleme...
Ve en önemlisi çocuğun hayallerini elinden
nasıl alınır ona bir güzel öğretiyoruz.Öğrettiğimiz yetmiyor,hayatının bir
parçası haline almasını sağlıyoruz hemde büyük bir gururla.Sonra bunun adına
ben çocuk yetiştirdim deniliyor.
Çocuk
koşacak,zıplayacak,kirlenecek,düşecek,yaralanacak,deneyecek,soru soracak.Bu
çocuğun doğasında olan şeyler.Bunu nasıl birer birer yok ediyoruz?Yok ederken
bile farkına varmıyoruz;çünkü okumuyoruz.Çünkü biz çok bilen ama iş uygulamaya
gelince yapmayan bir toplumuz.
Değerli yazarımız,geneleksel yönetemlerin işe
yaramadığını görüp,sıra dışı metotlar uygulamış.Sıradışı değime
bakmayın,aslında işin doğasında olan şeyleri uyguluyor.Hemde delicesine.
Bu Kitaptan Neler
Öğrendim?
Bu kitap bana nasıl hayal kurmam gerektiğini
öğretti.Daha doğrusu,çocukların hayal dünyasını başlarına yıkmamayı
öğretti.Farkındalık geliştirme açısından çok faydalı görüyorum kitabı.Asıl
mesele çocukları edilgen çocuk yapmak değil,aksine hayatın her evresinde ‘etken’
bir çocuk yapabilmek.Biz büyükler olarak çocuklarımıza yapma-etme demek
yerine,onları deneysel alanlar ile buluşturmayı kendimize birer görev
bilmeliyiz.İnsan deneyerek keşfeder.O yüzden ne yapıyoruz?Onların
kırmasına,parçalamasına ve dahi en önemlisi soru sormalarına izin
veriyoruz.Sordukları sorulara yalan
atmadan,makul,mantıklı,doğru cevaplar veriyoruz.Çünkü sorulara verilen her
cevap onun birer kaderi haline gelecektir.Geleceğini sizin verdiğiniz cevaplar şekillendirecek.Yasaklar ile
büyütülmüş bir çocuğa kesinle hayır diyorum.Özgür ortamda kendini
gerçekleştiren bir çocuğa kesinlikle evet diyorum.
Yazarın gözünden tavsiyeler:
Her şeyden önce bu kitabı
kimler okumamalı?Yasakcı zihniyete sahip olan anne-babalar,kendi egemenlikleri
tehlikeye girecek endişisesi taşıyanlar,kendine bağımlı bir çocuk yetiştirmeyi
planyalanlar,soru sorulamasından nefret edenler,yapma-etme anlayışına sahip
olanlar,temizlik hastası olanlar,kendini hayatın her alanında geliştiremeyen
yerinde sayanlar,değişimin ve gelişimin karışında olanlar,özgür düşünme
yetisini kaybedenler,okumayan,sorgulamayan zonta takımı bu kitabı kesinlikle
okumasın;çünkü yüksek dozda delilik içeriyor kitap.
Yukarıda yazdıklarımı
kapsamayan anene-babalar çok şanslılar;çünkü bu kitap kendini ‘deli’ hisseden
herkes okusun ve okutsun.Benim bir hayalim var diyen herkes okusun ve dahi
okutsun.
Şermin Çarkacı'ın Biyografisi
1982’de Berlin’de doğdum. Şans eseri başlayan bu Avrupai yaşam, bir yıl sonra sona erdi ve kendimi Anadolu’nun küçük bir köyünde buldum. Epey bir süre izledim, dinledim, şaşırdım ve yaşadım. Oralarda fazla konuşmak ayıp, uydurmak yalana eş değer, yaratıcılık ise tuhaflık sayıldığından ben de hikayelerimi anlatmayı kesip yazmaya başladım. Yazmak sürükleyiciydi, bir Edebiyat Fakültesinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kadar sürüklendim. Tahsili ilerletip yüksek lisansımı tamamladım ve para kazanabilmek gayesiyle dolanırken kendimi bir reklam ajansında reklam yazarı olarak buldum. Yaratıcılık, sabır ve uydurabilme yeteneği gerektiren bu meslekte iyi sıkıyor olmalıydım ki, işler ilerledi. Şimdilerde kerli ferli bir reklam ajansının yaratıcı grup başkanlığını yürütmekteyim. Yaratıcılığı farklı anlamış olmalıyım, iki yıl içerisinde 3 çocuk dünyaya getirerek, profesyonel bir anne oldum. Yazdığım ama basiretsizliğim yüzünden yayınlatmadığım bir çuval hikayeyi dolaba kaldırıp çocuklarla yaşadıklarımı yazmaya başladım. Esasen annelik dediğin şey zaman zaman bir çeşit bilim kurgudan, kurmacadan, zaman zaman hoş bir hikayeden öte bir şey değildi. 33 yaşında 3 çocuk annesi bir iş kadınıydım. Ve nasılsa yazdığım bir kitabı nihayete erdirebildim. ‘Başlarım Şimdi Anneliğe!’ yazarın ilk kitabıdır.
Etiketler:
KİTAPLİK
07:01
Nisan Ayı Okuma Planı
Yazar By Tapusuz.seyyah on Pazartesi, Nisan 03, 2017 | 07:01
Yaptığım gözlemler
sonucunda geçen mart ayında bir dizi eylemler
gerçekleşirken,kitap bitirme hızım baya
baya düşüşe geçti.Bu bakımdan zinciri kırma eylemini hayatımın her alanında
uygulama karar verdim.Beni tanımlayan iki önemli kelimelerden biri Plan,diğeri
disiplindir.Her ne kadar içimdeki çocuk bunları sevsede bunları hayatımda ne
yazık ki uygulayamadım.Bir farkla,hayatıma zinciri kırma eylem modeli,
girdiğinden bu yana planlama ve disiplin kelimeleri daha bir anlam kazanmaya
başladı.Bu bağlamda kendime bir plan hazırladım.
Nisan ayın süresince
kendime 4 kitap bitirme hedefi koydum.Bunların her biri düzenli bir sekilde
okunacak ve dahi bloga yazılacak.Ayın 8’ninden sonra ise,ilk video çekimlerime
başlayacağım (allah kısmet ederse)
Okuma eylemini daha
zevkli hale sokmak adına,bir roman veya öykü bir psikoloji kitabı okumayı
planlıyorum.Böylece okuma monotonluğunu aşmış olacağım.
3-9
Nisan
ayı Stefan Zweigler/Mürebbiye
10-16
Nisan ayı Adem Güneş/Annelik Sanatı
17-23
Nisan ayı Aziz Nesin/Biz Adam
Olmayız
24-30
Nisan ayı Doğan Cüceloğlu/İletişim
Donanımları
Aynı zamanda ileryen
günlerde bitirmiş olduğum Şermin Çaracı/Oyuncu Anne ve Doğan Cüceloğlunun
/İçimizdeki Çocuk adlı eserlerini(allah kısmet ederse)bloguma analizlerimi
yazacağım.
Keyifle kalın
Onur Kahraman
Etiketler:
KİTAPLİK
11:54
Doğan Cüceloğlu/Mış Gibi Yaşamlar kitap analizi
Yazar By Tapusuz.seyyah on Cuma, Mart 03, 2017 | 11:54
Baskı Tarihi:2009
Sayfa Sayısı:352
ISBN:9789751410702
Yayın Evi:Remzi Kitap Evi
Kitabın Türü:Kişisel Gelişim,İnsan ve Toplum
Degerlendirmem:% 98,5 gerçekten mükemmel bir
eser.Baş ucu kitaplarımdan birisi olmaya aday.
Benim Ruh Halim: Bu kitabı okumaktan gerçekten
büyük haz aldım diyebilirim.
Neden Bu Kitap?:Dağan Cüceloğlunun lise
yıllarında ‘Savaşcı’adlı eserini okuma fırsatını yakalamıştım.Daha sonra
kendisini Mersinde bir konferansda dinledim.Çok ama çok etkilendim
kendisinden.Tabi o zamanlarda çalışmıyor ve param yoktu.Eserlerinin tamamını
taki 2016 yılında aldım.Verdiğim zamanada,emeğe de ve paraya da deydi.Kendimi
bu bakımdan kazançlı hissediyorum.
Konusu: (Arka Kapaktan)
Ne demek
"mış gibi" yaşam?
Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı demek.
"Böyle insanlar var mı?" diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne veya babaları; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları göreceksiniz.
Üstelik mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla giderek tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor.
Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor: Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak... Ve yaşamadığının farkında bile olmamak...
Ancak, farkında olan, gözlemleyen ve irdeleyen iki kişi var! Doğan Bey ve Arif Bey sizi sohbete davet ediyorlar.
Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı demek.
"Böyle insanlar var mı?" diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne veya babaları; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları göreceksiniz.
Üstelik mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla giderek tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor.
Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor: Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak... Ve yaşamadığının farkında bile olmamak...
Ancak, farkında olan, gözlemleyen ve irdeleyen iki kişi var! Doğan Bey ve Arif Bey sizi sohbete davet ediyorlar.
Kitap Analizim:
Kitabı okumaktan
gerçekten büyük bir keyif aldım.Okurken hiç bitmesin dedim mi?Evet
dedim.Yazarın duygu ve düşünce dünyasını anlamak adına;kendisinin hayatının
anlatıldığı Canan Dila ile söyleşi tadında bir eser hazırlamışlar.Damdan düşen
Psikolog.Bu kitabı okuyunca yazarın nedemek istediğini daha net anladım
diyebilirim.Böylece şunun farkına varmış oldum:otobiyografi okumanın nedenli
isabetli bir karar olduğunu.Değer verdiğim yazarların hayatlarını okumak benim
bundan sonra başlıca hedeflerimin arasında olacak.Bu önemli ayrıntıyıda
verdikten sonra gelelim kitabımızı irdelemeye.
Kitabın
yazım dili son derece akıcı ve kendine özgün bir havası var.Daha
çok ikili sohbetler şeklinde geçiyor konuşmalar.İlk başta yadırgıyor insan ama
daha sonra bu sohbet havasına alışıyor.Konular irdelenirken en çok beğendiğim
yöntemden yararlanılmış;örnekleme.Anlatılmak
istenen konular örnekleme yöntemiyle hafızada kalıcı olmasını sağlanmış.
Kitapta
elene alınan konu başlıklarını hemen görelim:
Eğitim
Kamu Hizmeti
Kadında İnsan mı?
Çevre ve Doğa Blinci
Güvenlik
Yargıda Eşitlik
Kader Kurbanlarının
Affı
Adelet
Kent,yol,bina
Trafik
Medya
Bu konu başlıklarında
beni en çok etkileyen şunlar:eğitim ve adelet.Kitapta anlatılan olaylar tamamen
Türkiyede yaşanmıştır.Bunlardan iki tane örnek vermek istiyorum.İlk ki eğitim
alanından.
İşini severek yapan
bir kütüphane müdürü olayı anlatıyor.’Çevre ve iş sağlığı yönünden çok önemli
sorunlara sahip bir ildeki üniversitenin kütüphanesi,Scandinavian Journal Of
Work,Environment q Healt adlı dergiye abone olmuş.Altı ayda bir kütüphaneye
gelen süreli yayınlar listesini dekanlıklara yollanmakta ev dekanlıklar da
anabilim dalı başkanlıklarına yollamakta ve dekanlıklar da anabilim dalı
başkanlıklarına birer kopyalarını göndermekteymişler.Ancak dergiyi okuyan bir
kişi bile çıkmamış.Dergiyi rafa yatık olarak koyuyor,bir süre sonra gittiğinde
derginin üzeri tozlanmış ve yatık olarak buluyormuş kütüphane müdürü.Dik olarak
bırakıyor dik olarak buluyormuş.Sonunda derginin son sayısının arasına 50 dolar koymuş.Allah
rızası için dergiyi karıştıran biri bulur ve ödülü alsın istemiş.Para,koyduğu
sayfa içinde 6 ay durmuş ve geri almış.
Benim bu olayı
okuduktan sonra kanım resmen dondu.Üniversitelerdeki bilim insanlarının
durumunu net bir şekilde gösteriyor bu olay.Demek ki,gözümüzde pekde
büyütmememiz gerekiyormuş bu sözde bilim adamlarını.Bu ünvanların nasıl
alındığına dair bir örenk verelim durum
daha net anlaşılsın.
DLH Genel Müdürü İ.G’nin kopya tezle aldığı yüksek lisans diploması
ve doktarası iptal edilmiş.Bir başkasının tezini
kopyalayarak yüksek lisans diploması alan,bu diplomayla doktorasını yapan
kişiye bizim ülkemizde bilim insanı diyoruz.Hoş geldin muz cumhuriyetine!
Durum ne kadar vahim
anlatamam.Bu anlatılan her olay Mış Gibi
olaylara birer örnektir.
Gelelim şimdi adelet mevzusuna:Türkiyedeki adalet
nasıl işliyor birde ona bakalım.İlk örnek:İstabul lalelide bir otelde yangın
çıkıyor ve bunun sonuncunda 41 yabancı turıst oluyor ve 8 vatandaş da
yaralanıyor.Bu olayda kusuru olan otel müdürü yargılanıyor ve hapse mahkum
ediliyor.Adam bir fırsatını buluyor ve tutuklanmadan önce firar ediyor.İşin
daha komik yanına geleceğim.Bu adam 4
sene boyunca yakalanamıyor bunu anlamadım ama neyse anlamış gibi
görüneyim.Bu adam 4 sene boyunca
yakalanamadığı gibi günlük işlerini devam ettirmiş.Bomba geliyor.Gel zaman git
zaman,birde bakmış RaşhAN Affı çıkıyor.Adam sonra elini kolunu sallayarak
savcının karşısına çıkıyor ve ben bu afftan yararlanmak istiyorum diyor ve
yasalar gereği adam bu afftan yararlanıyor.41 kişinin ölümünden sorumlu
olacaksın ve 4 sene kaçacaksın işlerini normal şekilde yapacaksın ve aff
kapsamından çıkacaksın.Adama gülerler
be!Sen nerde yaşıyorsun demezler mi?Sonra utanmadan sıkılmadan Adelet Mulkün
Temelidir de.
Sonra gelelim diğer
örneğimize:Türkiyede tanımadığın bir eve
giriyorusun ve evdeki bayana tecevüz
ediyorsun.Yasalar gereği 7 sene ederi 3 sene.Yanlış duymadınız bunlar
gerçek.Sonra yine aynı eve giriyorsunuz ve bu seferde evin çöpünü çalıyorsunuz.Yasalar gereği bu
gasp suçuna giriyor ve 36 sene den başlıyor hapis cezası.Allahını
severseniz bunları okuduktan sonra bu ülkede adalet kavramının olduğuna
inanırmısınız?Ben zaten var olduğuna inanmıyordum bu vakaları okuyunca daha da
var olan inancımı yitirdim.Resmen kafayı yedim ya.
Bu anlattığım vakalar
gibi daha bir çok örnek verebilirim ;lakin
bunu yazmaya vakit sizinde okumaya nefesiniz yetmez biliyorum.
jjjjjjjBu Kitaptan Neler Öğrendim?
Bu
kitap bana neler öğretmedeki?Çevremde yaşadığım
günlük olayları son derece normal buluyor ve yaşıyormuşum.Halbu ki,mış gibi
kavramını iliklerime kadar ne yazık ki yaşamışım.Bu kitap bana her şeyden önce inanılmaz bir farkındalık kazandırdı.Sonra
şuur ve bilincimin genişlemesinde yardımcı oldu.Olayları neden-sonuç ilişkisi
içinde irdelemeye başladım.Olaylara daha hassas zeminde algılamaya başladım.Bir birey olarak sorumluluk duygumun var
olduğunu anlamama sebep oldu.
Yazarın
gözünden tavsiyeler:
Bu
kitabı kimler okumasın?Bu kitabı,cahiller
okumasın.Sonra sorumluluk duygusu gelişmemiş insanlar okumasın.Her şeyi ben
bilirim ben ederim diyen insanlar okumasın.Okumadan fikir sahibi
olan,mankurtlar okumasın.Elestireye açık olmayan,kendini geliştirmeye açık
olmayan at gözlükleri ile mutlu,mesut yaşayan;ama yaşadığını sanan yaşayan
ölüler okumasın.Hayata gelipte bir tek kitap bile okumayan ve bunla övünen mal
insanlar okumasın.Siz okumayı bile hak etmiyorsunuz.
Peki
kimler okusun?Yukarıda saydığım vasıfları kendi bünyelerinde barındırmayan
aydın,gelişime açık,yaşamın farkındalığının, farkını hissetmek isteyen değerli
okurlar okusun ve okutsun.Kensinlikle baş ucu kitabı diyebilirim.Esen kalın.
Etiketler:
KİTAPLİK

































